19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramınız Kutlu Olsun.
Yenilenen tasarım ile ilgili sıkıntılarınızı lütfen İLETİŞİM bölümünden iletiniz. Görüş önerileriniz dikkate alınarak yeniliklerimiz devam edecektir.
Bilgilerim sayfasına giriş sorunu giderilmiştir.
Yeni üye olurken karşılaşılan sorun giderilmiştir.
RASTGELE ŞİİR

ıslat yağmur

ıslat, yağmur feneri yüreğimi
ıslat ki kabuk bağlasın içimde
kundaklanmış ruhumun yanık izleri

mis kokan toprağın kokusu gelsin burnuma
kirlenmiş duyguları damla damla erit
özgürlüğü sağanak halinde yağdır
kafeste kalmış mahzun duygular
uçsun gökyüzüne gökkuşağı gibi
göstersin muhteşem renklerini
yağ yağmur, ıslat vatanın her metre karesini
öyle yağ ki götür tüm kötülükleri
ve selleş
denize dök vatanı kirletenleri

kuşların özgürlüğü ile uçur
kalpten sevenleri (gizemli mısralar kitabımdan)


Nazan ÖZBEK
Yazar Hakkında
Favorime Ekle           Arkadaşa Gönder          
Yeni Eklenen Şiirler
Nihat Malkoç
19.05.2019 17:52:51

MİLLİ MÜCADELE'NİN YÜZUNCÜ YILI MARŞI

İşgalin eşiğinde yollar gözleniyordu
Yurdunu kurtaracak öncü özleniyordu
Anadolu bir daha Türk''e sözleniyordu
Al bayrak can suyumuz, hürriyetti aşımız
Erişti yüz yaşına Kurtuluş Savaşı''mız

Mayıs''ın on dokuzu, Samsun''a çıktı Ata
Kırdı paslı zinciri, bendini yıktı Ata
Hürriyet ateşiyle suları yaktı Ata
Kurtulduk esaretten, göğe erdi başımız
Erişti yüz yaşına Kurtuluş Savaşı''mız

Samsun''dan doğan güneş, ısıttı içimizi
Bandırma yol aldıkça dindirdi acımızı
Umuda yoldaş ettik kız, kızan, bacımızı
Ne yangınlar söndürdü o kanlı gözyaşımız
Erişti yüz yaşına Kurtuluş Savaşı''mız

Ezilmedik düşmana, yutmadık sözümüzü
Haçlı''nın karşısında koruduk özümüzü
Kahraman Mehmetçikler güldürdü yüzümüzü
Düşmana yâr olmadı; toprağımız, taşımız
Erişti yüz yaşına Kurtuluş Savaşı''mız

Kurtuluş meşalesi, Mayıs''ın on dokuzu
Haçlı ittifakına oynamıştık son kozu
Vatana kurban oldu nice kınalı kuzu
Gözyaşıyla ıslandı kirpiğimiz, kaşımız
Erişti yüz yaşına Kurtuluş Savaşı''mız

Anadolu cenk yurdu, koç yiğitler yatağı
O ki serdengeçtiler, kahramanlar otağı
Kan emen vampirlerden kuruttular batağı
Zaferlerle taçlandı hürriyete koşumuz
Erişti yüz yaşına Kurtuluş Savaşı''mız

Vatan haritasını kanlarıyla çizdiler
Hakikatin yolunda mukaddes bir izdiler
Ateş denizlerinde mumdan gemimizdiler
Boy verdi gonca güller, bahar oldu kışımız
Erişti yüz yaşına Kurtuluş Savaşı''mız

Köroğlulara mesken dağlarımız var bizim
Baharın müjdecisi bağlarımız var bizim
Zaferler muştulayan çağlarımız var bizim
Acılarımız dindi, gerçek oldu düşümüz
Erişti yüz yaşına Kurtuluş Savaşı''mız

M. NİHAT MALKOÇ

Diğer şiirleri       Yazar Hakkında
0  
Devamını Oku

Hasan UKDEM
19.05.2019 15:59:40

BENİM MANÇOLOJIM

BENİM MANÇOLOJİM

Bir masal gibi
Bir ninni gibi dinledim yıllarca
Sevgiye, umuda yer açmak için
Attım içimden yersiz korkuları
Ne zaman karamsarlığa düşsem
Elimden tuttu Barış Manço şarkıları

Onun sözlerıyle seslenirdim yare
Kurtalan ekspresin önünde
Kıpır kıpır bir adam aşkı anlatırdı
Hasreti, ayrılığı dökerdi nağmeleri
İki sevgili iki kolda
Bir kavuşur bir ayrılırdı Kol Düğmeleri

Seher vakti bir güzel beklerdim
Vurulmak için onun gibi
Ilgıt ılgıt dökülürdü içime
Gündüz güneş, gece kamer
Komşu evlerden gelirdi
Bir bülbül şakıması gibi Aynalı Kemer

Ellerimle büyüttüğüm düşlerim vardı
Baharla dirilttiğim çiçekler
Bir kara çalı gelip koparsa da
Umutlarım çağlar çağlardı
Eğer hüzünlerimle coşmuşsam
Radyoda duyduğum şarkı Dağlar Dağlar''dı

Adını bilmediğim çalgılardan gelen sesler
Adını koyamadığım duygular uyandırırdı bende
Bilmezdim aşka açılan kapı mı?
Sevgiliye düşen meyil mi?
Ama yine de bir umutla sorardı
Uzun saçlı adam: Anlıyorsun değil mi?

Sonsuz aşklara aşılandım
Her bestesinde, her güftesinde
Oysa dünya faniydi
Görmezdi insan ibretle bakmayınca
Ben de unutamam Barış abi
Can bedenden çıkmayınca

Usul usul bir şarkı başlar
Bir tek selamın geldiği yerde üç top gül açar
Yitirilen sevgiliyi çağrışır
Memleketimin ovaları, dağları
Dolanır dururum kendi içimde
Bitene kadar Gesi Bağları

Ardından hızlı bir şarkı
Nasıl anlatacağımı bilemem
Nuh''un gemisinde tek başınaymışım gibi
Etmişim sevdiğime veda
Yine de tempo tutar hüzünlerim
Çalarken Kara Sevda

Yağmur ince ığıl ığıl ağlar
Her damlası yüreğimi dağlar
Seni bana çok görenler neyler
Sen de benim haberimi bilme ha bilme
Hala yanıyor derlerse
Gülme Ha Gülme

Yağmurlarda ıslanan bomboş sokaklarda
Yalnızlığıma katık ettiğim ve en sevdiğim şarkısıdır o
Gözlerimde yaş, kalbimde sızıyla dinlediğim
Ne zamanı ne yari ellerimle tutamadım
Her duyduğumda gönül tahtıma oturur
O güzel adamın sesinde Unutamadım

Gözümde yaş görseler erkek ağlar mı derler
Gökler ağlıyor dostlar ben ağlamışım çok mu?
Böyle sunar hayıflarını siyah beyaz ekrandan
Şarkı boyunca sorular kulaklara sızar
Nasıl kararında dursun ki hayat?
Ali Yazar Veli Bozar

Mutlu mesut yaşardı onun müziğinde
Aşı boyalı ahşap evlerden ses veren
Yaşlı kemençe eşi kanun
Dünya ne tuhaf yer zaman ne garip şey
Toprak oldu oldu birer birer
Sakız Hanım ile Mahur Bey

Sonra güz yağmurlarıyla bir hüzün
Son bir bulut ağlar gözlerinde
Baba annesinin ardından
Bir ağıt böyle güzel mi olur be?
Ağaçlar yaprak döker
Aramızdan geçip gider Gülpembe

Tam bir edepti o şarkıdan süzülen
Bilmem var mıdır başka milletin edebiyatında
Sevgiliye siz diye hitap eden incelik?
Gezsem duyar mıyım Paris''ini, Berlin''ini Şam''ını?
Dönüp dönüp dinlerdim
Zerafet makamında Bir Bahar Akşamı''nı

Bakar mısınız şu tarife?
Yumuk yumuk elleri var
Kömür kömür gözleri var
Dağ olsam böyle bir yare gelirim
Daha daha neleri var
Ben Bilirim Ben Bilirim

Nerede şimdi o görgü o görenek
Aşkın aşk olduğu çağlar
O şarkılarda kalmış o efsun
O utangaç o nazlı ceylan
Şahlan da gel o günlere götür beni
Kalk Gidelim Küheylan

Mor sümbüllü alaca dağlardan
Dilendiğim yari nasıl unuturum
Yedi iklim geçtiğim bağ bahçe bozduğum
Aşamadığım kasabalar köyler
Artık duyun sesimi
Yol Verin Ağalar Beyler

Dere tepe demeyip yari aradığım
Bir görüp bir kaybettiğim yıllar
Vuslatı mahşere kalacak diye korktuğum
İçimde mücevher gibi duran ince sızı
Peri padişahının değil ama
Bin Boğanın Kızı

Garip geldi gönlüm garip gider
Yari uzaklar almış
Gözlerimde doğmamış bebekler ağlar
Kime sarılıp kime naz edeyim
Teselli yine ondan gelir
Taş plakta döner Gamzedeyim

Ben gelemiyorum sen gönder
İki tel saçına ömrümü verdiğim
Dursa da aramızda dumanlı dağlar
Kınalı da mendile terini süz yolla
Ömür dediğin çabuk geçer
Yolla Yarim Tez Yolla

Yeter çektiğim insaf et gayri
Naz etmenin de bir sınırı var
Cam kırıkları gibi batıyor sensizlik
Yokluğun cehennemin dibi
Söylemiyorsun ama
Seni gönlün bana var Gibi Gibi

Kadın saçlarını döktü omuzlarına
Erkek gönlünü bağladı her bir teline
Ve dünya bu minval üzerinden başladı dönmeye
Aşk dedik ya başka söze ne gerek
Sıcacık bir yuvada
Adem Oğlu Kızgın Fırın Havva Kızı Mercimek

Bazen öyle ileri giderdim ki
Sorardım sevgiliye
Var mısın benimle bir ömür yaşamaya? diye
Ve cevaplardı bir çiçekli dalla beni
İstiyorsan neden olmasın der eklerdi
Ama önce Ala beni pulla beni

Oysa her şey usulünce olmalıydı
Önce dayı emmi he demeliydi
Onların sınavından geçmeli
Yari götürmeliydim eve
Zordur almak bizden kızı derler
Gösterirlerdi İşte Hendek İşte Deve

Simsiyah bir gecenin koynunda
Bir yürek imkansızı arar
Kök salar uzaklarda bir yerlere
Tekrarlanır durur bu her akşam güneş inince
Kupkuru bir ağacın
Yaprağa seslenişidir Dönence

Beste değildi onun yazdıkları
Anadolu''nun rüzgarıydı, suyuydu
Yedi köyün ağalarını beylerini yakan
Bir gelin çaydan geçerdi yanakları al al
Onun şarkılarında yaşardı Nazo gelin
Ayağında gümüş Hal Hal

Bir masaldır aslında bu şarkı
Yüce Hakan sefere gitmiş
Bilge Hatun dokuz doğurmuş diye başlayan
Sen de ahvadına bunu anlat, bunu söyle
Aç tarihinin küflü kilidini
O güzel günlere Nazar Eyle

Dinle oğlum diye başlar hikaye
Eski konak, paşa dede, gaz lambası ışığı
43, 44 harp ortası, ekmek karnesi diye sürer
Kaynar bir kahve içimi heyecan
Neler söyler, neler söyletir
Eski Bir Fincan

Büyükler dinlese tazelenir
Küçükler dinlese tamamlanırdı
Hayata dair pusulalardı onun şarkıları
Anlatırdı geçmişi, geleceği
Balının yanında iğnesi de var derdi
Hele gel, yine gel diyen Bal Böceği

Yediden yetmiş yediye
Büyükle büyük küçükle küçük olurdu
Köyden haber sorardı
Umudu yorgan, düşü döşek
Bir şarkı oluverirdi bütün bunlar
Her yerde çalardı Arkadaşım Eşşek

Erken kalkın çocuklar derdi
Giyelim en güzel elbiseleri
Elimizde taze kır çiçekleri
Anne kokusu tüterdi buram buram
Hala çınlar kulaklarımızda
O ses Bugün Bayram

Ne kadar modern görünse de
Kadim bir kültürden alırdı ilhamını
Yoktu şöhretin kibri
Hiç olmadı afrası tafrası
Yaşasın isterdi ataların örfü adeti
Kurulsun derdi Halil İbrahim Sofrası

Yoksul görsen besle kaymak bal ile
Garipleri giydir ipek şal ile diyordu
Bugünün şarkılarında yok böyle öğütler
Buyurun onu dinleyin, ben sustum
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı
Evet o şarkı, Yaz Dostum

Kul Ahmet erken kalkar ya nasip derdi
Anadolu insanının gayreti, tevekkülü
İnancı vardı her bestesinde
Hatırlatıyordu ya nasip ya kısmeti
Bir şarkılık zamanda
Ahmet Beyin Ceketi

Dünya ahret keyif sürmek için
Mutlak dökmeli helal alın teri diyordu
Şarkı değil de sanki öğüt ağacıydı
Gel de bütün bunları hatırlama, yazma
En zarif sözlerden oluşan
Şarkılarının başında gelir Kazma

Han senin, hamam senin, konaklar senin
Tarla senin, çiftlik senin, bağ bostan senin
Diyelim ki dünya malı tümünden senin
Nedir bu Allah aşkına ebediyete gayret gibi
Boşuna yorma kendini ey insan
Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat gibi

Bir şey vardı sözlerinde
Dünyayı aşan, hakikate değen
Hayatın üzerindeki perdeyi aralayan
Susardı zaman günden öte dünden ziyade
Yeniden çiziyordu altını hakikatin
Benden Öte Benden Ziyade

Hele destur maşallah bu ne bolluk böyle?
Helalinden kazan, paylaş, garipler de doysun
Vakit varken, kıyametin kopmadan
Gör etrafında insanların bir bir öldüğünü
Daha önce dinlemediysen bul bir yerden
Mutlaka dinle ondan Dıral Dedeni Düdüğü''nü

Akşam olunca kuşlar dönerken
Bir hüzün çöker dolar gözlerim
Bu iki mısra değil de bir çift mermi
Can mı garip, canan mı cimri?
Sitemim ayrılığa
Ölüm Allah''ın Emri

Üşür takvim yaprak yaprak
Haftalar aylar göçü göçüverir
Bereketini yitirir hayat
Şebinde neharında
Giden kuşların kanat izleri çırpınır içimde
Ömrümün Sonbaharında

Dünya denilen yerde göç katar katar
En acı ayrılıklar sevilen insanlardan doğuyor
Aczimizle gelmişiz şu aleme
Böyle kurmuş Yaradan devranı
Kalakaldık güzel adamların ardında
Yanımızdan Geçti Dost Kervanı

Leyleğin ömrü iki lak lak
Değerler oldu tepetaklak deyip de
Soğuk bir şubat gününde
Bizi buz gibi etti Barış abi
Ardında ölümsüz şarkılar bırakarak
Müsadenizle Çocbuklar deyip gitti Barış abi

HASAN UKDEM

Diğer şiirleri       Yazar Hakkında
0  
Devamını Oku

Nihat Malkoç
18.05.2019 23:43:29

GECEYE DOĞAN BEDİR

Hicretin ertesinde Kureyşliler azmıştı
Az sayıda Müslüman büyük destan yazmıştı
Süfyan''ın orduları doğru yoldan sapmıştı
Muhacir ile Ensar güç birliği yapmıştı
Müminler müşrikleri kuşatmak istiyordu
İslâm''ı ilelebet yaşatmak istiyordu
Mevcut duruma dair meşveret eylediler
Kılıçların diliyle son sözü söylediler
Savaşın haricinde bir çare kalmamıştı
Ehl-i küfür tarihten hiçbir ders almamıştı
Küffarla cihat için Hakk''tan izin verildi
Sapıtmış zalimlerin hesapları görüldü

Bedr''in aslanlarıydı yeri göğü inleten
Onlardı müşriklere sözlerini dinleten
Önlerinde ne varsa tuz buz edip geçtiler
Can koydular ortaya, hürriyeti seçtiler
İradeyi kuşanıp etten duvar ördüler
Seher vakti güneşin doğduğunu gördüler
Peygamberin mübarek izini iz ettiler
Hak yolda ısrar edip yokuşu düz ettiler
İman engel tanımaz, her engeli aştılar
Süfyan''ın askerleri, bu duruma şaştılar

Kahraman mücahitler Bedir''de cenk ettiler
Sayıca az olsa da, ehli küfre yettiler
O gün Hazreti Ali bir orduya bedeldi
Ne kelleler uçurdu, o ne mübarek eldi
Karanlık gecelerde hepsi birer yıldızdı
Kalplerindeki iman sanki altın yaldızdı
Paganlarla savaştı, mümin ve muvahhitler
Yer ehli ve gök ehli bu zafere şahitler
Karanlığı dağıttı geceye doğan bedir
Müşrikleri şehidin kanında boğan bedir

Zalimler vazgeçmedi kinden ve düşmanlıktan
Kime fayda gelirdi beyhude pişmanlıktan?
Ebu Süfyan kalpsizdi, vicdanı sanki taştı
Bedir, Kureyşlilerle yapılan ilk savaştı
Mukaddes bayrağını düşürmediler yere
Tertemiz yaşadılar, bulaşmadılar kire
Ümmet huzura erdi dalgalanınca sancak
Esaret zincirinden azat oldular ancak
Ceziretü’l Arab’da o gün bir güneş doğdu
Doğan iman güneşi, karanlıkları boğdu
Müminler küfre karşı elif gibi dik durdu
Mübarek kanlarıyla çağa mührünü vurdu

M. NİHAT MALKOÇ

Diğer şiirleri       Yazar Hakkında
0  
Devamını Oku

Büşra Nur Arkadaş
18.05.2019 15:33:39

Ve o zamanda..

Duygularım darma duman etti beni.
Kaçmak istiyorum senden.
Tutsan çeksen kendine koysan kalbine elimi.
"Kaç işte bıraktım seni."
Desen..
Ve tam o anda ölsem.
Yada tutsak olsam gözlerine.
Elim ayağım buz kesse sensizlikte.
Boşversek her şeyi..
O anda senin olsam.
Zerre zerre aksam kalbine.
*Düşse duygularım o cennet kokan gözlerine.*
Sussak..
Daha da çok sussak.
Ve o zamanda kalsak...

Diğer şiirleri       Yazar Hakkında

Devamını Oku

yasmin kar
18.05.2019 02:55:49

Kayıp ben

Ne kadar geçti zaman üzerinden
yıllarca ,aylarca ,günlerce belki
hala aynı mi kaldım acaba
yoksa bende mi değiştim senelerin sayıları gibi
git gide
eski benden iz mi kalmadı şimdi
kendimi tanıyormuyum mu hala
yoksa hiç tanımadan başkası mı olmuşum
bilemiyorum ...
sadece yaşıyorum işte sessizce
ıslanıyorum kuru çöllerde
ve unutuyorum kendimi bambaşka güzlerde
aramadan bulmaya çalışıyorum işte pervasızca
ve kapanıyor düşüncelerim yağmur yağan gözlerimden
uyuyorum bir bilinmezliğe daha ...

Diğer şiirleri       Yazar Hakkında
0  
Devamını Oku

DAVUT ALTUN
17.05.2019 23:55:18

Ferman

Seni sevmek her babayiğidin harcı değil
Bu böyle biline .
...
Ey sevgiyi hamur gibi yoğuran kadın !
Senin için ferman çıkarmışlar
Bugün bu ferman hatrına dön bana
...
Vuslatım ahir zamandayız
Kıyamet her an kopabilir
Çabuk dön .

Diğer şiirleri       Yazar Hakkında

Devamını Oku